dinlemek için aşağıdaki ▶️’e basın.
Güzel kokulu bir ev sanki.
Minik bir yalının denizin içindeymiş gibi hissettiren cumbasına doğru yürüyor….
Naftalin ve tarçın kokuları ayırt edilebiliyor.
Halılardan olmalı naftalin.
Tarçın sıcacık ıhlamurla karşılaşınca aşkını gizlemeyen heyecanlı bir genç gibi koyvermiş kendini sanki….
Yerlerin gıcırdaması artık ona eskide olduğu gibi rahatsızlık değil keyif veriyor.
Cumba salonun çıkıntısı ev tertemiz… öyle ki sanki daha geniş…taptaze bir havası var… mobilyalar yaşlı ama dimdik… neredeyse zaman değmemiş sadece gözler değişmiş.
Yere vuran ışık hoşçakal der gibi… ve o perde bunun için aralık elbette…
Aşkların en güzeli yürürdü merdivenlerinde de…
Gıcırtıya gelince
Elbette anlatacakları var bu 300 yıllık köşkün…
Bir değil kaç rengi oldu o bile unuttu…
Hangisini dinlemek istersin vuran dalgaların eteğine
Suyun nemin yağmurun rüzgarın güne şin tozun
Çürütemediği sevdadır (sevgidir)
Köşkün adı gerek… adında aşk olsa gerek… rengi çoktur dengi yoktur bazen delilerin…
Sevgi olunca kim kim bilinemez bakarsın su güneşe aşık güneş yerde bir halıyla öpüşüyor gün batımı…çiçekler hiç utanmadan dans ediyorlar dalgalarla boğuşurken iskelenin tahtaları canhıraş… duysan korkarsın…dalgalar çatırdatıyor sanki
sevginin değdiği canlılar sevgiye gidiyor
Bilmem mi? Çatırdarız ya bizlerde… bükülür doğruluruz yine…ama köşk öylece duracak
Eğilemez ki
Direnecek dalgalara öğretti sanacak dinince deniz…
Deniz olur mu hiç dalgasız canım? Olmaaaaz…
Ağaçtı belki binlerce yoksa onbinlerce yıl mı?
Yeryüzünde
Yüzü yerinde
Durdu
30 kasım 2019
Papyon Tayfun Türkkan