Kaç kez tükettik sözcükleri Kül kül aklımla bir oyun oynuyor Vakti kalmadı savrulmaya bende çocuktum boyumu bilemedim bilemediğimi de bilemedim ekledikçe eksildi berbat oldu hayallerimiz kaç kere kaç kez tükendik sözcüklerle zerre zerre Papyon Tayfun Türkkan / Şubat 2022
Kategori arşivleri: Şiir / Poem
İç sıkıcı iş çıkışı
Akşam iş çıkışı, yol kenarı Ankara’nın keskin kışı Vursun diye yüzüme Araladım camımı çocukluğuma kadar üşüdüm beklerken Akşam iş çıkışı iç sıkıcı Bozkırın soğuk kırbacı Vursun diye yüzüme Araladım canımı Papyon Tayfun Türkkan Şubat 2022
bocurgat ya da bucurgat
günleri saatleri karıştırıyorum. zaman arkamda boynuma bir halat dolamış çekiyor önümde… ortada bir kazık dikili, etrafında döndükçe önde zaman arkada da o boynuma dolanıyor kısalıyor halat hem önde hem arkada zaman kısalıyor halat boynuma dolanmış zaman kısalıyor hayat Papyon Tayfun TÜRKKAN Ocak 2022
korku güçlü bir duygu. bağımlılık yapıyor. insanlar korktukça daha çok korkmak istiyorlar.
korkmak istiyor insanlar azrail tam takım yerin yüzünde bir karnaval korkmak istiyor insanlar ölümle dans edip madrigal yazıyor benim gibi bıkkınlar korkmak istiyorsa insanlar kendilerine baksınlar Papyon Tayfun Türkkan 2021-2022
Zor Usta
Her gün daha da zor be usta. Zorlaşıyor yani git gide zorbalaşıyor… Soğuk kesiyor, sıcak oluk oluk akıtıyor, ter kan içinde uyanıyorum her sabah. Uykumda iyi miyim? Uyuyorum uyuyorsam iyiyimdir. Rüyalarım da var biliyorum. Gece kucağımda illüzyon. Belki olmadı hiç bir zaman gelecek, biz kandırdık küçükken evin içinde kurduğumuz çadırlar gibi. Bir şey diyesim yok artık… Papyon Tayfun“Zor Usta” yazısının devamını oku
Ağustos bir garip
Üzüntüden ve endişeden patlamak üzereyim sanki bir balonun şaşırtan büyümesi gibi. Pandemi önü ve arkası perdenin Oyunda cinayet, işkence, zulüm, katliam, doğanın bile doğasına aykırılaştığı insanlığın kendine en yabancı ve uzak kaldığı bir dönem. Hiç bir insan kendinde değil şimdi. -Hepten delirdik, hayırlısı… Acının bağımlısı olduk. Salgınlar, Yangınlar seller isyanlar ve İnsanlar uçak kanadında Yanan“Ağustos bir garip” yazısının devamını oku
Crying Game
Küçük bir göl kenarında gizli yerde, Karl kitaplarla birlikte bir ayraç hediye ediyordu hayatta en çok sevdiği insana; “YOU WILL BE HAPPY” yazıyordu üzerinde. Eylül, On yedi yaşında genç ve biraz tedirgindi. Birazdan fazla huzursuz muydu? Bilemedim bunu… yanlış demek geldi içimden ölmeden az evvel… dur yanlış an…!Filmlerde söylenen kadar söylenmeyen şeyler ve hani sessizliğin…“Crying Game” yazısının devamını oku
tanrı yanım
Tanrım,tanrı yanımlütfen beni bağışlayınsıkıldım taş gibiya da erimiş kaşardoymuyorum ama iştahım yok Tanrım beni bağışlayınhallerden bir hal içindeyimbilmem hangi biçimdeyimah bu ben içimde miyim? tanrı yanım n’olur beni affet isedim istedim durmadan istedim istek çok fazlaydı sana vardıbana hani diyemedim tanrım tanrı yanım lütfen affet,oburdum evvelden gözümle yerdimşişti patladı midem öğrendimher şey çok fazlaydı sana“tanrı yanım” yazısının devamını oku
.uzayda bir an
acı çekiyorum bir çakıl taşı gibi berrak sular yok ve ben, yerküreden bağımsız karanlığın gerçek olduğu kapsayıcı boşluk d ü ş ü y o r u m .
Susmayan us’un sırları
Vanilya kokulu bedenlerine hapsolmuş ruhlar Sanırım insanlar önce kandırılmak sonra kandırıldığını anlamak… Bu arada; İnsan en çok kendini kandırır. İnsan en ve insan en ama en anlamsız yargıların yargılanmaların ve bunun gibi rahatsız edici bir çok duygunun efendisi olmakta hayli güçlük çeker. Bilir de kıpırdayamaz Duyar da dinlemez Bakar da görmez Söyleyerek susar Susarak der“Susmayan us’un sırları” yazısının devamını oku